Ağlamak, çoğu zaman güçsüzlükle ilişkilendirilir. Oysa her ağlayan insan, kırılmış, çaresiz ya da zayıf değildir. Bazen ağlamak, sadece içimizdeki acıyı dışarıya atma biçimidir. Bir insanın gözyaşları, ruhunun derinliklerinde biriktirdiği duygusal yüklerden kurtulma çabasıdır.

Ağlamak, bir anlamda duygulara teslim olmak değil, onlarla barış yapmaktır. Gözyaşları, birikmiş hüzünleri, korkuları ve hayal kırıklıklarını temizler. Bu, bir yenilenme, bir arınma sürecidir.

Ağlayan birini görmek, hemen bir güçsüzlük işareti olarak kabul edilebilir. Ancak her gözyaşı, bir gücün sembolüdür. Gerçek güç, duygularını bastırmak değil, onları cesurca ifade edebilmektir. İçindeki acıyı görmek, kabul etmek ve ondan sıyrılmak… Belki de en güçlü insanlar, kalplerindeki yaraları hissedebilme cesaretine sahip olanlardır. Ağlamak, kırılganlık değil, duygusal bir direncin ifadesidir. Çünkü her ağlayan, sonunda daha güçlü bir şekilde ayağa kalkabilir.

Tıpkı ağlamak gibi, gülmek de her zaman mutluluğu yansıtmaz. Birinin güldüğünü görmek, onun mutlu olduğu anlamına gelmez. Gülümsemenin arkasında, bazen kırık bir kalp, bir kayıp ya da içsel bir boşluk saklanır. Bazen insanlar, başkalarına mutluymuş gibi görünmek için gülümsemesini takınır. Gülmek, sadece dışarıya karşı gösterilen bir yüz olabilir. Ama kimse, bir gülüşün ardında ne olduğunu bilemez. Belki de o gülüş, bir acının, bir korkunun, bir yalnızlığın gizli ifadesidir.

Ağlamak ve gülmek, dışarıdan bakıldığında birbirine zıt gibi görünse de, aslında ikisi de insana ait derin duygulardır. Her insanın ruhunda hem acılar hem de sevinçler vardır. Bir insan hem ağlayabilir hem de gülebilir. Bir an hüzünle gözleri dolarken, bir başka an içindeki neşeyi dışa vurabilir. Çünkü duygular, sadece bir yüzeydeki maskeyle ölçülemez. Ağlamak, bazen bir bitiş değil, bir başlangıçtır. Gülmekse, bazen derin bir direncin, bazen de acıdan kaçmanın bir yoludur.

Her ağlayan, güçsüz değildir; çünkü ağlamak, duyguların en samimi biçimde dışa vurulmasıdır. Her gülen de mutlu değildir; çünkü bazen gülümseme, içsel bir savaşı gizler. Her duygunun bir derinliği, her gözyaşının bir anlamı vardır. Ağlayan birinin acısını küçümsemek, gülümsemenin arkasında bir acı olduğunu görmekse, insan olmanın özüdür. Birinin iç dünyasını anlamadan, yalnızca dışarıdaki görüntüsüne bakarak yargılamak, gerçekliği görmekten kaçmaktır.

Bazen, sadece bir gülüşün ardında saklı olanı görebilmek, bazen de gözyaşlarının ne kadar değerli bir güç taşıdığını fark edebilmek gerekir. İçindeki duyguları yaşamak, onları kabul etmek ve dışa vurmak… Belki de gerçek güç, duygularımıza teslim olabilme cesaretinde saklıdır.